Hepimiz Zenginiz
Eşyalarımızla Gerçek Zenginliği Kazanabiliriz
Yazara ulaşmak için
kalem@hepimizzenginiz.com
Ubuntu Condensed
Ubuntu
Georgia
Arial
A-
A+
A

Bismillahirrahmanirrahim

www.hepimizzenginiz.com © 2012 Her hakkı saklıdır.
Site içeriği kısmen de olsa izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz..
web tasarım ve programlama deSen

Nasıl Oldu

Yaklaşık bir yüzyıl öncesine kadar eşyalar fabrikalarda değil, ustaların ellerinde üretiliyordu. Buralarda talep, arzdan önce geliyor ve üretim talebe göre şekilleniyordu. Örneğin bir kişi gidip marangozdan kendisine büyük bir masa yapmasını istiyordu. Marangoz da müşterisinin istediği malzemeden, onun istediği gibi bir masayı yapıyor ve ona satıyordu.

Sonra endüstri devrimi oldu. Makine gücü keşfedildi. Fabrikalarda, bir marangozun on günde yaptığı şeyin, bir tasarımcı-mühendis, bir-iki işçi ve birkaç makine kullanarak bir günde yapıldığı ve daha ucuza satılabilir bir masa üretildiği görüldü. On gün sonra elde asıl talebi yapan tek bir müşteri ve on masa vardı. Kalan dokuz masa için yeni müşteriler gerekti! Tanıtım ve reklam işlerine girişildi. Dört yeni müşteri daha geldi. Ama elde hala satılmamış beş masa vardı. Masaya ihtiyacı olan kimse kalmadığına göre, bu beş masa, aslında masa almaya gerek duymayan kişilere satılacaktı. Bunun için bu kişileri bu masayı almaları gerektiğine ikna etmek gerekiyordu ve öyle de yapıldı. On tane masa satılmış, bir kişi tam istediği masayı, dört kişi buldukları bir masayı, beş kişi ise hiç de ihtiyaçları olmayan masaları satın almış oldu. Zamanla marangozlar iş yapamaz hale geldi. Çünkü hem daha uzun zamanda üretiyor, hem daha pahalıya satıyorlardı.

Fabrika sahipleri de, nasıl bir masa yapılacağını belirleyenler de Avrupa kültürüyle yetişmişlerdi. Dolayısıyla kendi medeniyetlerinin eseri olan, kendi ihtiyaçlarına cevap veren şeyler yaptılar. Diğerlerinden de fabrika sahibi olanlar oldu. Ama bunlar yarışa sonradan katılmışlardı. Yeni yollar açmak yerine açılmış yolları takip etmeyi seçtiler. Yani nasıl bir masa yapılacağını düşünmediler pek, mevcut masaların benzerlerini, taklitlerini ürettiler.

Bütün bu olanlara bizim tepkimiz ise, kendimizi dışarıda tutmak oldu. Eşya üzerinde düşünmemeyi bir erdem saydık. En takvalı olan, en zahit olan, dünyadan tamamıyla kopandır zannettik. Oysa kapımızın önünde, önündeki her şeyi yıkan ve bize doğru gelmekte olan bir çığ büyüyordu. Üretim ve tüketim tavan yapınca kapitalizm ardı ardına zaferler kazanmaya başladı ve içinde doğduğu yaşam tarzından yola çıkarak kendi kültürünü oluşturmuş oldu. Bugün etrafımıza baktığımızda bizim de çok rahat görebileceğimiz dev uluslar arası markalar şunu anlatıyor: Artık Kuzey Kore veya İran gibi bir iki istisna hariç olmak üzere tüm dünyada milletler ve inançlar üstü bir güç var. Bunu şimdiye dek ne bir inanç sistemi, ne de başka bir ideoloji başaramamıştı belki de.