Hepimiz Zenginiz
Eşyalarımızla Gerçek Zenginliği Kazanabiliriz
Yazara ulaşmak için
kalem@hepimizzenginiz.com
Ubuntu Condensed
Ubuntu
Georgia
Arial
A-
A+
A

Bismillahirrahmanirrahim

www.hepimizzenginiz.com © 2012 Her hakkı saklıdır.
Site içeriği kısmen de olsa izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz..
web tasarım ve programlama deSen

İnsanın Değerini Göstermek

Statü sembolü, sosyal statümüzü anlatmak için eşyalardan aldığımız yardımı anlatıyor. Biz eşyaları sadece işlerimizi yapmakta kullanmıyoruz. Onlar aracılığıyla konuşuyoruz da. Bizi anlatmalarını, bize dair çevremize ip uçları vermelerini istiyoruz. Bu ister ne kadar zengin olduğumuz, ister ideolojimiz, ister kişiliğimiz, kimliğimizle ilgilidir ve bizi biz yapan şeylerdir. Kimlik, adı üstünde “kim-lik”… O olmazsa diğerlerinden ayrılamayız.

Günümüzün eşyaları çoğunlukla insanın bu fıtri özelliğine göndermeler yapmaktadır. Her şey “farklı olmak”, “kendini göstermek” üzerine kuruludur. Hatta bazıları daha da aşırıya giderek, içlerinde olmayan farklılaşmaları da edinmektedirler. “Imaj maker”lar bunun için çalışır. İnsanlar kimliklerini sadece gözle görünenden ibaret olarak görmeye başladıkça içleri boşalıp kimliklerini oluşturan asıl özellikleri kaybetmekteler.

Bu fıtri özellik tarihin belki de en başında fark edilmiştir. İnsanoğlu her ne kadar sosyal bir yaratıksa da bir sürü mahluku değildir. Sürüden ayrılamaz, ancak sürünün içinde herhangi bir üye olmayı da istemez. Bizler kimliklerimizi çok önemseriz.

İslam’ın bu insani özelliği dikkate aldığını biliyoruz. Ama hiçbir zaman kapitalizmin yaptığı gibi hayatın bir gayesi haline de getirmemiştir. İslam içsel bir kaynağı olmayan hiçbir dış özellik edinimini hoş görmez. Yani imaj olsun diye yapılan işler doğru değildir.

İnsan inancına veya ideolojisine uygun giyinebilir ve bu manifesto meşru bir manifestodur. Görünüşle diğerlerinden ayrılmak, daha doğrusu sadece görünüş olarak diğerlerinden ayrılmak üzere görünüşünü değiştirmek Peygamber Efendimiz (SAV)’in tavsiyelerindendir. Öyleyse bir adam inançsal kimliğini anlatmak üzere eşyalar edinebilir.

Başörtüsü, kişinin eşya ile kendi inancını nasıl ifade edebileceğinin bir örneğidir. Başörtülü bir insan, bu eşya ile şunu demektedir: “Ben Müslüman’ım ve İslam kurallarına göre yaşıyorum. Bana ona göre muamele edin.”

Sadece üzerimizde taşıdıklarımız değil, tüm eşyalarımız içerisinden inancımızı / ideolojimizi direkt olarak anlatanlar olacaktır. Örneğin, rozetler, ikonalar, ibadet için kullanılan eşyalar, vb.

Kişinin eşyalarını kendi kişisel zevklerini anlatacak şekilde seçmesi de böyle…

Allah nimetinin eserini kulunun üzerinde görmek ister. Yani parası olan insanın çıplak gezmesi doğru değil.

Ancak iş “diğerlerinden üstün” olduğunu anlatmaya gelince, bu haramdır. Elindeki eşyayı bir üstünlük anlatma vesilesi olarak kullanan insan doğru bir iş yapmıyor. Elbisenin eteklerini yerde sürümekle ilgili hadis.

Statü sembolleri, ona sahip olan kişiye yüksek bir sınıfa ait olma etiketini kazandıran şeylerdir. Kişi gerçekten de o sınıfa ait olabilir, veya o sınıfın sembollerini edinerek onları taklit ediyor olabilir (LV çanta). Sonuçta kesin olan o eşyanın bir sınıf tarafından sıklıkla kullanıldığı ve artık o sınıfla özdeşleştiğidir.
Statü sembolleri kültüre göre değişir. Statü sembolleri o kültürün nelere değer verdiğini gösterir. Mülkiyetin önemli olduğu bir toplumda eşyalar baş statü sembolleridir. Ne soylu bir aileden gelmek, ne sayısız plaket ve madalyası olmak, ne ilim sahibi olmak… Servetten de ziyade serveti işaret eden eşyalar gelip o toplumun “en değerli şey” koltuğuna oturur.

Statü sembolleri halk kitlelerine yaygınlaştıkça özelliklerini yitirirler. O yüzden genellikle herkesin güç yetiremeyeceği ekonomik bedellerle alınırlar. Bu da şu anlama gelir: Statü sembolleri birilerini halktan ayırıp daha yukarıda bir yerlere taşıyan şeylerdir.

Koleksiyon parçaları genelde statü sembolüdür. Pahalı araba ve mücevherler statü sembolüdür. “Marka” tüm eşyalar böyledir… Jip’ler örneğin, bir aralar statü sembolüyken düşen maliyetleri ve yaygınlaşan kullanımlarıyla statü sembolü olmaktan neredeyse çıktılar.

Statü sembolü eşyalar bazı insanlar için dışarıdan bir etkiyle değil, tamamen kendi tercihleri hatta bazen bir gereklilik sebebiyle istedikleri şeylerdir. Bu insanlar toplumun en zengin bir avuçluk kesimidir. Diğerleri için ise statü sembolleri tamamen taklittir. Örnek verelim: Çok sık seyahat eden bir süper-zengin işadamının özel uçağının olması çok da yadırganacak bir şey değildir. Ancak aynı şeyi çok nadir durumlarda seyahat eden bir işadamının yapması gariptir. Hız limitinin olmadığı ve süper kaliteli geniş otoyolları olan bir ülkede yaşayan bir zenginin Ferrari alması normal iken, aynı arabayı Türkiye’de yaşayan birinin alması tuhaf karşılanabilir. Çünkü Türkiye’de bu arabaya uygun yol yoktur.  

Marka giysi ve ayakkabılar
Son model elektronik gereçler, mesela cep telefonları

Daha anlaşılır manasıyla burnu havada bir adamın / kadının sahip olduğu ve değer verdiği şeyler…

http://www.luxurylaunches.com/fashion/onatah_leather_pochette_by_louis_vuitton.php

http://www.boston.com/news/globe/magazine/articles/2006/05/14/make_way_for_millionaires/

www.lying-awake.net/vuitton/index.php?about

Hayatı kolaylaştırmanın sınırı nedir?

Lüks, bir gereklilikten ziyade indulgancedır. Genel olarak servetle sıkı sıkıya bağlıdır. Zira lüks ?? servetin varlığında görülür ve servetin işaretidir. Bunun böyle olmadığı çok nadir örnekler de vardır: Ashab-ı Kiram’ın zenginleri.  

Lüks ile kalitenin bağlantısı nereye kadar?

— Kalbinde zerre kadar büyüklük duygusu bulunan kimse, cennete giremez.»
— Büyüktük taslama niyeti ile elbisesini yerde sürükleyenin yüzüne Allah (C.C) bakmaz.»
— Bu âhiret yurdudur. Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamak ve kargasalik çikarmak pesinde kosmayanlara nasib ederiz.»
(Kasas Sûresi - 83)“Üç sey mahvedicidir: Boyun egilen pintilik, isteklerine uyulan nefis ve insanin kendini begenmesi.”
Anlatildigina göre Abdullah Ibni Selâm (R.A.) bir gün odun yüklü alarak çarsidan geçiyordu. «Niye böyle yapiyorsun, senin buna ihtiyacin yok.» diyenlere «nefsimden kibiri kovmak istedim» diye cevap verir.
Dinimiz kişiye hizmetçisi ile aynı sofraya oturmasını da tavsiye ediyor. Aynı şekilde zenginle fakirin bir mecliste bulunması da… Örnek olarak düğün yemeklerini verebiliriz. Peygamber Efendimiz (SAV) bu konuda hususiyetle uyarılmıştı. İnsana sadece insan olmak vasfı dolayısıyla eşit derecede kıymet vermek gerekir. Verenin de alanın da Allah olduğunu bilgisi yerleşirse zaten kişinin böyle bir şey için kendini diğerlerinden ayırmasının ne kadar garip olduğu ortaya çıkar.

Kişi kendini diğerlerinden büyük veya diğerlerini kendinden küçük görmek & göstermek için bir şey yaptığında işte bu kibirdir.