Hepimiz Zenginiz
Eşyalarımızla Gerçek Zenginliği Kazanabiliriz
Yazara ulaşmak için
kalem@hepimizzenginiz.com
Ubuntu Condensed
Ubuntu
Georgia
Arial
A-
A+
A

Bismillahirrahmanirrahim

www.hepimizzenginiz.com © 2012 Her hakkı saklıdır.
Site içeriği kısmen de olsa izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz..
web tasarım ve programlama deSen

Cihad

 

Pek çoğumuz, cihat denilince, Afganistan’da, Irak’da, Somali’de, Filistin’de savaşan mücahit kardeşlerimizi düşünürüz. Bu düşünce ile de duygulanır, onlara dua eder, Allah’tan yardım ve zafer dileriz. Cihadın aklımızda canlandırdığı mana, kafirler bir Müslüman toprağını işgal etmeye yeltendiğinde, o halkın kendini, kendi topraklarını savunmasıdır. Zihnimizde yer etmiş olan bu manası ile cihat, bir farz-ı kifayedir. Yani Afganistan işgal edildiğinde, orayı Afganlılar savunur ve bu diğer Müslümanların üzerindeki cihat sorumluluğunu kaldırır. Bazılarımız da “cihat nedir?” sorusunu büyük cihadın nefsimizle uğraşmak olduğunu söyleyerek cevaplarız.

Her iki durumda da biz bugün, savaşmanın sorumluluk olarak üzerimizden düştüğünü varsayıyoruz. Ve dolayısıyla, cihadı günlük yaşamımızın bir parçası yapmaktan uzağız. Aslında hayatımıza dahil edemediğimiz bu emir hakkında biraz daha fazla düşünmemiz gerekiyor.

Önce cihadın doğru tanımına ulaşmamız ve böylece aklımızdaki “cihat” kavramını düzeltmemiz lazım… Bunun için bazı ana hatları şöyle sıralayabiliriz: 

  • Cihat Allah için mücade etmeklir, savaşmaktır. Peygamber Efendimiz (sav) Allah için savaşmanın ne demek olduğunu şöyle açıklamıştır:

"Allah'ın adıyla ve Allah'ın rızası için savaşın.”

Müslim, Cihad 3, (1731); Tirmizi, Siyer 48, (1617), Diyat, 14, (1408); Ebu Davud, Cihad 90, (2612, 2613)

  • Cihat Allah düşmanlarına karşı yapılır. Kimi alimler “her türlü kötülüğe karşı” Allah için mücadele etmeyi de cihat olarak görmüşlerdir. Nitekim sıhhati tartışılmakla beraber, kişinin kendi nefsi, kendi kötü huyları ile mücadele etmesinin cihat olduğuna dair Peygamber Efendimiz (sav)’den nakledilen bir söz vardır. Ancak Peygamber Efendimiz (sav)’in "Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı hacc ve umredir." (Nesai, Hacc 4, (5, 114); İbnu Mace, Menasik 8, (2902)) buyurmasından da bazı sonuçlar çıkarılabilir.
  • Cihat illa ki canla, ölerek-öldürerek yapılmaz. Cihadın bundan ayrı iki aracı daha vardır: 
  1. Mal ile cihad: Kuran-ı Kerim'de pek çok yerde (Saf 11, Nisa 96, Enfal 72, Tevbe 20, 41, 44 , 81, 88) can ile cihadın hemen ardından zikredilmiştir.  
  2. Dil ile cihad: 

"Müşriklere karşı mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle cihad edin."

Ebu Davud, Cihad 18, (2504); Nesai, Cihad 1, (6, 7)

Zalim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.

 (Ebu Davud, Melahim 17, (4344); Tirmizi 13, (2175); İbnu Mace, Fiten 20, (4011))

  • Cihat etmek her müslümana farzdır, yani farz-ı ayndır. Çünkü Kuran-ı Kerim’de müslümanın vasıfları arasında sayılmıştır: 

İman edenler ancak, Allah'a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. 

Hucurat 15 

Cihad kıyâmete kadar devam edecek bir farzdır. 

Ebû Davûd, Cihad, 33.

  • Cihat için fiili işgal şart değildir. Rabbimiz bize “yeminlerini / anlaşmalarını bozan ve dinimize dil uzatan” (Tevbe 12), "Müslümanlara savaş açan" (Bakara 190), “savaşa önce kendileri başlayan” (Tevbe 13) kişilerle ve zalim bir halk içinde yaşayan mazlumlara yardım için (Nisa 75) mücadele etmeyi emretmiştir. 

Yeryüzünde fitne ortadan kalkıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.

Bakara 93

 

  • Cihat yumuşaklık barındırmaz. İster can, ister mal, ister dil ile olsun; yıldırıcı ve kesin bir tavırdır.  

Gökten yağmur yağdıkça cihad tatlı ve hoştur. İnsanlar üzerine Kur'anı çokça okuyanların, ''Bu zaman cihad zamanı değildir'' dedikleri bir zaman gelecektir. Kim bu zamana ulaşırsa, bilin ki bu ne  güzel cihad zamanıdır.'' Dediler ki; ''Ya Rasulallah bunu söyleyecek kimse var mı dır?'' Rasulullah s.a.v buyurdu ki, ''Evet bu kimse Allah’ın, meleklerin ve bütün insanlığın lanetlediği kimsedir." 

İmam Nevevi;Tagribul Tezhib,Şifa-i Essudur,Meşariul Eşvag ila Mesari El Uşşag

  • Cihatta niyet önemlidir. O sadece Allah için, yani Allah’ın adıyla ve Allah rızası içindir. 

"Bir adam gelerek Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e: "Ey Allah'ın Resûlü, bir kimse Allah yolunda cihad arzu ettiği halde bir de dünyalık isterse durumu nedir?" diye sordu. Şu cevabı verdi: "Ona hiçbir sevab yoktur!" Adam aynı soruyu üç sefer tekrar etti, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da her seferinde: "Ona sevab yoktur!" diye cevap verdi."

Ebu Dâvud, Cihâd 25, (2516).

Bir bedevi Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Kimisi şöhret için, kimisi ganimet elde edebilmek için kimi de cesaretini göstermek için savaşıyor, bunlardan hangisi Allah yolundadır?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Kim Allah’ın dini yeryüzüne hâkim olsun diye gayret edip savaşırsa o Allah yolundadır” buyurdu.

Tirmizî, Cihad: 15; Müslim, Imara: 42

Kıyamet günü üç kişinin hesapları önceden görülür. Birincisi savaşta şehid olan kimse getirilir, kendisine verilen nimetler ona gösterilir. O da o nimetleri tanır sonra Allah ona, bu nimetlere karşılık dünyada ne yaptın? diye sorar. O kimse de Senin yolunda savaştım ve şehid düştüm der. Allah: Yalan söylüyorsun fakat sen, falan kimse çok cesurdur desinler diye savaştın, netice de senin hakkında böylece söylendi…

Müslim, Imara: 43; Tirmizî, Zühd: 17

  • Cihat, bize zor gelebilir; bazen sevdiğimiz şeylerden fedakarlıklar yapmamızı gerektirebilir.  Ama Allah bize cihat arzusunu içimize yerleştirmemiz gerektiğini söylüyor. Hatta o kadar çok ki, yeri geldiğinde onu eşimize, annemize, babamıza, evlatlarımıza, evimize, arabamıza, ticaretimize, işimize, servetimize, malımıza, mülkümüze, bankadaki paramıza, tercih edebilmeliyiz. 

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez."

Tevbe 24

Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz

Bakara 216

Yan cihat: HER müslümanın, Allah için, Allah düşmanlarına karşı can, mal ve dil ile savaşma sorumluluğudur. Burada mal hem serveti, yani alım gücünü, daha net olarak parayı, hem de eşyayı anlatabilir. Dolayısıyla kişinin farz olan cihat vazifesini yerine getirmesine eşyalar da yardımcı olabilir; hatta günümüzde yardımcı olmanın da ötesine geçebilir! Hepimiz biliyoruz ki artık savaşlar savaş meydanında yapılmıyor…  

EŞYA İLE CİHAT 

Bir insan eşyası ile nasıl cihat edebilir? Cihat için özel bir eşya mı gerekir, yoksa herhangi bir eşyasını cihat vesilesi yapabilir, cihat için kullanabilir mi?  

1. CAN İLE CİHATTA EŞYA: Fiili çarpışmaya, yani can ile cihada hazırlıklı olmak üzere eşya sahibi olmak, eşya ile cihadın en açık yoludur.  

“Cihad için terbiye ettiği atını yedirip içiren kimse, durmadan sadaka veren ve hiç elini yummayan kimse gibidir.”

İbni Hanzale (ra),Ebu Davud

PARANTEZ İÇİ: BARIŞ DİNİNİN SAVAŞ GEREÇLERİ ÜZERİNE ÖĞÜTLERİ 

Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et… 

Enfal 61

Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.

(Enfal Suresi-60)

Savaşı ancak bir savunma veya adaleti tesis etme aracı olarak gören, barışı hedefleyen ve savaşı bile ona ulaşmak üzere yapan bir din bizim dinimiz. İslam’da savaş gereçlerinin asıl amacı, bizi düşmanı zulmetmekten ve Allah’ın dinine karşı mücadele etmekten alıkoyacak kadar güçlü ve yıldırıcı göstermesidir. Yani o aslında bir barış gerecidir. Ayette oklar, kılıçlar, baltalar değil, savaş atları deniliyor. Öyleyse belki de öldürmeye, katletmeye yönelik silahlardan daha çok, herhangi bir saldırı durumunda, saldırıyı etkisiz kılacak önlemler, saldırı öncesinde ve saldırı anında daha iyi organize olmayı sağlayacak iletişim ve ulaşım araçları, her türlü savunma silahları bu çerçeveye girebilir. 

Bu durumda biz hep bir adım önde olmak üzere çalışmalı, onların her zehri için, antikoru önceden üretmeliyiz. Ancak bu sadece devletler çapında gerçekleştirilebilecek bir şey. Büyük araştırma-geliştirme ve üretim imkanları gerektiriyor. Peki birey olarak bizler ne tür cihad eşyaları edinebiliriz?

Resulullah (sav), katıldığımız bir gazvede buyurdular ki: "Ayakkabıları çoğaltın. Çünkü kişi ayakkabı giydiği müddetçe binmeye devam eder."

Müslim, Libas 66, (2096); Ebu Davud, Libas 44, (4133)

Bizi daha güçlü ve dayanıklı yapacak, zor şartlarda hayatımızı devam ettirmemizi sağlayacak türlü gereçler fiili mücadelede muhakkak ki gerekecektir. Taşınabilir temel sağlık ekipmanları, hayatta kalma kitleri gibi… Bunlara örnek olarak vücut sıcaklığını elden geçen kan aracılığıyla ayarlayan aşağıdaki gereci veya Torben Frandsen tarafından tasarlanan ve kirli su kaynaklarındaki e-koli gibi zorlu bakterileri bile filtre edebilen LİfeStraw yani HayatPipeti’ni verebiliriz… 

Amerikan ordusunun geliştirmekte olduğu, assertive suitler de buna bir örnek.  

Sİlahlara gelince: 

"Ancak sözleşme yaptığınız müşriklerden sözleşmede hiç bir eksiklik yapmayanlar ve aleyhinizde hiç bir kimseye yardım etmeyenler müstesna  Bunlarla yaptığınız sözleşmeyi müddeti bitinceye kadar yerine getirin  Şüphesiz ki Allah takva sahiplerini sever " 

Tevbe, 4

 “Allah’ın adıyla ve Rasûlullah’ın dini (milleti) üzerinde olarak yola çıkınız, Yaşlıları, çocukları, kadınları öldürmeyin, ihanet etmeyin, sulh ve iyilik yapın, şüphesiz Allah iyilik edenleri sever” 

Ebû Dâvûd, Cihâd, 82 

Resulullah (sav) bir ordunun veya seriyyenin başıa komutan tayin ettiği zaman, -hassaten komutana- Allah'a karşı muttaki olmasını, beraberindeki Müslümanlara da hayır tavsiye eder ve sonra şunları söylerdi: "Allah'ın adıyla ve Allah'ın rızası için savaşın. Allah'ı inkar eden kafirlerle çarpışın. Gaza edin fakat ganimete hıyanet etmeyin, haksızlıkda bulunmayın, ölülerin vücudlarına sataşıp burun ve kulaklarını kesmeyin, (önünüze çıkan) çocukları öldürmeyin! Müşrik düşmanlarla karşılaşınca onları önce üç şeyden birine çağır: Bunlardan birine cevap verirlerse onlardan bunu kabul et ve artık dokunma! Önce İslam'a davet et. İcabet ederlerse hemen kabul et ve elini onlardan çek. Sonra onları yurtlarından muhacirler diyarına hicrete davet et ve onlara haber ver ki, eğer bunu yapacak olurlarsa Muhacirleri va'dedilen bütün mükafaat ve vecibeler aynen onlara da terettüp edecektir. Hicretten imtina edecek olurlarsa bilsinler ki, Müslüman bedeviler hükmündedirler ve Allah'ın mü'minler üzerine cari olan hükmü onlara icra edilecektir; ganimet ve fey'den kendilerine hiçbir pay ayrılmayacaktır. Müslümanlarla birlikte cihada katılırlarsa o hariç, (o zaman ganimete iştirak ederler.) Bu şartlarda Müslüman olma teklifini kabul etmezlerse, onlardan cizye iste, müsbet cevap verirlerse hemen kabul et ve onları serbest bırak. Bundan da imtina ederlerse, onlara karşı Allah'tan yardım dile ve onlarla savaş. Bu durumda bir kale ahalisini muhasara ettiğinde onlar senden Allah ve Resulü'nün ahd ve emanını talep ederlerse kabul etme; onlar için, kendine ve ashabına ait bir eman tanı. Zira sizin kendi akdinizi veya arkadaşlarınızın ahdini bozmanız, Allah'ın ve Resulü'nün ahdini bozmaktan ehvendir. Eğer bir kale ahalisini kuşattığında onlar, senden Allah'ın hükmünü tatbik etmeni isterlerse sakın onlara Allah'ın hükmünü tatbik etme, lakin kendi hükmünü tatbik et. Zira Allah'ın onlar hakkındaki hükmüne isabet edip etmeyeceğini bilemezsin." 

Müslim, Cihad 3, (1731); Tirmizi, Siyer 48, (1617), Diyat, 14, (1408); Ebu Davud, Cihad 90, (2612, 2613)

Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün ele başlarıyla savaşın. Çünkü onlar yeminlerine riâyet etmeyen kimselerdir. Umulur ki, vazgeçerler.  

Tevbe 12

  • Toplu öldürmeler, mamur yerleri bozmak, ağaç kesmek, suçsuzları öldürmek yasaktır. Hatta öne sürülen aklı az/azaltılmış güruhu bile hedef tahtasından çıkarır dinimiz. Dolayısıyla atıldığında kadın-çocuk, savaşan-savaşmayan, insan-doğa ayırt etmeden katleden silahları meşru saymak mümkün değildir. 
  • Öldürmeden önce tek tek davet ve çağrı var. Karşısındaki dönme, teslim olma, pişman olma hakkı tanıyabilmek için, onu belki son kez, belki de yeni başlangıcına doğru ilk kez çağırmak var… Bunu atom bombasıyla yapabilir mi insan? Veya döşenmiş mayınlarla?
  • Ateşle öldürmek, eziyetle öldürmek, cesede zarar vermek yok. 

Sonuç olarak İslam'a göre silahlar, ancak seçilmiş hedefleri vurabilecek, yakmayan, eziyet etmeyen, cesede zarar vermeyen, aynı zamanda çevreye kötü etkileri bulunmayan şeyler olmalı diyebiliriz. 

 

2. MAL İLE CİHATTA EŞYA: 

Kim, Allah yolunda savaşacak bir askerin teçhizatını temin ederse savaşmış gibi sevap kazanır. Kim de savaşa giden kimsenin arkada bıraktıkları kimselere iyilik ve yardım yaparsa aynen savaşmış gibi sevap kazanır.” 

Tirmizî, Fedailül Cihad: 6; İbn Mâce, Cihad: 3

"Allah Teâlâ bir ok sebebiyle üç kimseyi cennete koyar: Hayır ve sevap umarak o oku yapan sanatkârı, bu oku Allah yolunda atanı, oku atana yardımcı olanı. 

Ebu Davud, Cihad 24, (2513); Tirmizi, Fedailu'l-Cihad 11, (1637); Nesai, Cihad 26, (6, 28), Hayl 8, (6, 222, 223)

a. Hakiki manasıyla: Can ile cihat etmede kullanılan eşyaları üretmek veya satın alarak mücahitlere ulaştırmak, mücahidin teçhizatını temin etmek mal ile cihadın yollarından biridir. 

b. Tartışılabilir manasıyla: 

…Harp bir hileden ibarettir… 

Tirmizi, Birr 26, (1940)

Cihat, İslam’a, barışa, adalete, iyiliğe düşman olan zalimlere karşı, Allah için mücadele etmekti. Mücadele alanı yüzyıllar boyu harp meydanı olmuştu. İnananlar canlarını ortaya koyarak cihat etmişlerdi. Yani mücadele alanı, mücadelenin şeklini de belirlemişti; cihad canla yapılmıştı.  

Bugün acaba bu zalimlerle mücadele alanı nedir? Bunlar mücahitlerin karşısına çıkıp savaşıyorlar mı? Hayır! Füze göndermek, bomba atmak, bilgisayar oyunlarıyla merhametsizliğe alıştırılmış, çeşitli kimyasallarla muhakeme kabiliyeti gölgelenmiş, öldürdüğünün insan olduğunu bile fark etmeyen bir sürüyü insanların üstüne salmak, komşularıyla, kardeşleriyle aralarına ayrılık sokup onlara vurdurmak gibi savaş metotlarının yanı sıra pasifize etmek (televizyonla, alış-verişle, oyunlarla vakitlerini tüketmek), pasifize olmayanları çeşitli açılardan kendine bağımlı kılarak kımıldayamaz hale getirmek gibi başka yöntemler de kullanıyorlar. Ama hiçbir zaman kendileri ortada yok; KENDİLERİ ORTADA YOK! ÇOĞUmUz KİM OLDUKLARINI BİLE BİLMİYORUZ! 

Savaşın amacı mağlup etmek, zayıf düşürmek veya yok etmek değil midir? Öyleyse bunları nasıl, nasıl mağlup ederiz, güçsüz bırakırız? Soru şu soruyu doğuruyor: Bunların güçleri nereden geliyor? Ödediğimiz üç-beş liralar birleşip kanlı bir oluk gibi bu dereyi besliyor olabilir mi? 

Resulullah (sav) Beni'n-Nadir hurmalığını kesti ve yaktı. Bu hurmalığa el Büveyre deniyordu. Büveyre hakkında Hassan İbnu Sabit (ra) şöyle demişti: "Büveyre'de tutuşan yangın, Beni Lüey reislerine ehemmiyetsiz geldi." Ebu Süfyan İbnu'l-Haris İbni Abdilmuttalib ona şöyle cevap verdi: "Allah bu yapılanı (yangını) devam ettirsin. -Büveyre'nin etrafını da cehennem yaksın. Yangından hangimizin uzakta olduğunu bileceksin.- Mekke, Medine'den hangisinin zarardîde olduğunu göreceksin." Müslim'in rivayetinde şu ziyade var: "Şu ayet bu hadise hakkında nazil olmuştur: "İnkarcı kitap ehlinin yurtlarında hurma ağaçlarını kesmeniz veya onları kesmeyip gövdeleri üzerinde ayakta bırakmanız Allah'ın izniyledir. Allah yoldan çıkanları böylece rezilliğe uğratır." (Haşr 5).

Buhari, Megazi 14, Hars 6, Cihad 154, Tefsir, Haşr; Müslim, Cihad 29, (1746); Tirmizi, Tefsir, Haşr, (3298); Ebu Davud, Cihad 91, (2615)

Tüm deterjanların veya tüm arabaların veya tüm parfümlerin zalimlerce üretildiğini varsayalım. Bir kişi çıkıp “Ben sırf Allah için bunların düzenlerini bozacağım. Bunlara alternatif bir ürün yapacağım!” derse, belki de bu adam eşyasıyla cihat eden bir mücahit olur?…  Bir başka kişi çıkıp “Ben sırf Allah için bunların yaptığı, bunlara para ve daha da fazla güç kazandıran ve kardeşlerimin başına sardıran eşyalarını ihtiyacım da olsa almayacağım. Araba yerine bisiklete bineceğim!” derse, bu kişi de belki Allah yolunda mücadele eden bir mücahittir?

Gelin hepimiz kime para kazandırıyoruz, biraz zahmet edip araştıralım. Gerekirse alternatiflerini bulmak için de öyle. Ardından belki biraz daha uzakta satılan, belki biraz daha pahalı olanı tercih edelim. Kötü kötülüğünü, zalim zalimliğini yaparken içimizde aslında hepimizin bildiği ama refahımızın/rahatımızın bozulmasından korkup da bilmemezlikten geldiği sorumlulukları ihmal etmeyelim; devekuşu gibi olmayalım.