Hepimiz Zenginiz
Eşyalarımızla Gerçek Zenginliği Kazanabiliriz
Yazara ulaşmak için
kalem@hepimizzenginiz.com
Ubuntu Condensed
Ubuntu
Georgia
Arial
A-
A+
A

Bismillahirrahmanirrahim

www.hepimizzenginiz.com © 2012 Her hakkı saklıdır.
Site içeriği kısmen de olsa izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz..
web tasarım ve programlama deSen

Eşya Derken?

Eşya nedir? Bu soruyu duyunca, kimi evindeki şeyleri düşünür, kimi hediyelik eşya, beyaz eşya, elektronik eşya, süs eşyası gibi sınıflandırmaları hatırlar, ama pek az kişi ne olduğunu aslında çok iyi bildiği bu şeyi sözcüklerle tanımlayabilir. Oysa eşyayı net olarak tanımlamak, hem bu kitabın kapsamını belirlemek, hem de eşyanın hayatımızdaki yerini anlamak için bize lazımdır.

Bir şeyin eşya olabilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerekiyor? Aynı yaprak ağaçta iken eşya sayılmadığı halde, neden bir tabak veya şemsiye olarak kullanıldığında adına eşya deniyor?


tabak yaprak      yaprak sapka

Sözlükler eşyanın aslen Arapça olup, bu dilde “şey” kelimesinin çoğulu olarak “şeyler” manasına geldiğini söylüyorlar. Fakat biz Türkçede eşyayı daha belirli bir “şeyleri” anlatmak için kullanıyoruz. Bir şeye eşya dememiz için, onun üç şeyi sağlaması gerekiyor:

  1. İnsan yapısı olmak,
  2. bir amaçla yapılmış olmak ve
  3. taşınabilir, yani bir yerden bir yere nakledilebilir olmak…

Sokakta ayağımıza takılan bir taşı eşya olarak görmeyiz, çünkü insan yapısı değildir ve bir kullanım amacı da yoktur. Ama o taşı biri alsa ve ondan bir keski yapsa, taş hemen bir eşyaya dönüşür. Bir insan eli, ona belli bir görev yüklemiştir. Öte yandan, bir apartmanı da hiç kimse eşya olarak görmez. Çünkü üçüncü şart, yani taşınabilirlik de önemli bir belirleyicidir.

Yani eşyanın standart tanımını “türlü amaçlara sahip, insan yapısı, taşınabilir nesneler” olarak yapabiliriz. Böylece, koltuğumuz, parmağımızdaki yüzük, televizyonun kumandası, bilgisayarımız, arabamız, ayakkabımız, yerdeki halı, içinde yemek yediğimiz tabak, çocuğumuzun oyuncağı, üzerimizdeki elbise ise, her üç şartı da sağlayarak eşya kümesi içerisine girerler.

Şimdi eşyayı tanımlayabiliyoruz; ama acaba eşya denen şey bizim açımızdan ne ifade ediyor, bizim hayatımızda nerede? Bu “türlü amaçlara sahip, insan yapısı, taşınabilir” nesneleri tek tek değil de, büyük bir resme uzaktan bakar gibi, bir bütün olarak ele aldığımızda, “eşya”yı nasıl algılıyoruz?

Etrafımıza bakıp gördüğümüz şeylerin yüzde kaçının eşya olduğunu kestirmeye çalışalım veya içinde bulunduğumuz odada büyük-küçük kaç tane eşya var, saymayı bir deneyelim… Yoksa eşya bizi kuşatmış mı biz fark etmeden; çepeçevre sarmış mı etrafımızı? Üstümüzde başımızda, işimizde, evimizde, ayaklarımızın altında ve başımızın üzerinde o mu var? Evet, özellikle şehirde yaşıyorsak, gözlerimizi nereye çevirirsek çevirelim, hep onu görüyoruz. Bizim dünyamız neredeyse bir eşya denizi ve bu manada “fani dünya” ile “eşya” bizim için özdeş gibi.