Hepimiz Zenginiz
Eşyalarımızla Gerçek Zenginliği Kazanabiliriz
Yazara ulaşmak için
kalem@hepimizzenginiz.com
Ubuntu Condensed
Ubuntu
Georgia
Arial
A-
A+
A

Bismillahirrahmanirrahim

www.hepimizzenginiz.com © 2012 Her hakkı saklıdır.
Site içeriği kısmen de olsa izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz..
web tasarım ve programlama deSen

Parantez İçi: Ancak Bir Yanılsama

BİR KARİYER DANIŞMANINA GİDECEKTİM VE ACELE İLE NE BULURSAM ONU GİYDİM. ÇOK ŞIK BİR GÖRÜNTÜM YOKTU, ANCAK TEMİZ VE DÜZENLİYDİ KIYAFETLERİM. DANIŞMAN BENİ KARŞISINA ALDI, LİSE MEZUNU MUSUN DİYE SORDU. MASTERIMI YENİ BİTİRDİM DEDİM. ÖYLEYSE İLK YAPACAĞIN ŞEY İNGİLİZCE ÖĞRENMEK OLMALI DEDİ. HALBUKİ BEN 7 SENE YURTDIŞINDA OKUMUŞTUM ¬VE İNGİLİZCEM GAYET İYİYDİ. SORMADINIZ AMA BEN ZATEN İNGİLİZCE BİLİYORUM DİYE AÇIKLADIM. ŞAŞIRDI… 

TURLA GEZİYE ÇIKMIŞTIK. DIŞARIDA SÜSLENMEYİ PEK SEVMEDİĞİM İÇİN SADE GİYİNMİŞTİM. AYNI EKİPTE HAVALI BİR HANIM DA VARDI. KALACAĞIMIZ OTELİN KAPISINDAN GİRERKEN ONA KAPIYI TUTAN OTEL GÖREVLİLERİ BENİ ES GEÇTİLER. ÇOK BOZULDUM.

OKULDA AÇIK BİR TARTIŞMA SEANSI VARDI. YANIMDAKİ … MARKA SAATLİ ÇOCUK SÖZÜMÜ KESTİĞİNDE, BİR ANDA HERKES ONU DİNLEMEYE BAŞLADI. BEN DEVAM ETMEYE ÇALIŞTIĞIMDA İSE BANA TERS TERS BAKTILAR.

BİR RESTORANA GİTTİM. DENİZ KENARINDA MASADA OTURMAK VE BİRAZ DÜŞÜNMEK İSTİYORDUM. HEPSİNİN AYRILMIŞ OLDUĞUNU SÖYLEDİLER. HEMEN ARKAMDAN GELEN JİPLİ ADAMI İSE BENİM YANIMDAN GEÇİRİP SEÇTİĞİ MASAYA OTURTTULAR.

Kimse itilip-kakılmaktan, ikinci sınıf muamelesi görmekten hoşlanmaz. Bazıları için insanların ne dediği, ne yaptığı hiç önemli olmasa da, çoğumuz sayılmak isteriz.  

Günümüzün hakim güçleri, bize ellerindeki her aracı kullanarak şöyle bir fikir dayatıyorlar: “bu dünya ye kürküm ye dünyasıdır”. Diyorlar ki “You will have a better life If you wear impressive clothes: Eğer daha etkileyici giysiler giyerseniz, daha iyi bir hayatınız olur.” Vivienne Westwood

Acaba hakikaten öyle midir? Dünya onların dedikleri gibi bir yer mi? Öyle görünüyor çoğumuza, çoğu zaman… Ama hayır, hayır! Dünyadaki üstünlük bile onların sandığı gibi değil! Allah sevdiği bazı kullarına öyle bir şeref ve heybet verir ki, karşısında kimse duramaz. Allah’ın ikram ettiği kişiler, dünyada bile ne kolaylıklar, ne güzellikler, ne iltimaslar, ne ayrıcalıklar yaşar… Ve Allah’ın sevmediklerine gelince; aslında sadece yüzlerine gülünür, arkalarından herkes yaka silker, bir menfaati olmayan hiç kimse onların etrafında bulunmaz.

 

“Allah kulunu sevdiği zaman, Cibril’e seslenir:“Al­lah filanca kulunu seviyor sende onu sev” diye buyurur. Bu­nun üzerine Cibril de onu sever ve sema ehline: “Şüphesiz Allah filanca kulunu seviyor, sizde onu sevin” diye seslenir. Onlarda bu sefer o kulu severler. Sonra onun için yeryüzü ehlinin (kalbine) bir saygı ifadesi konulur.”

İslam’la izzetleneni, yer ve gök ehli sever, sayar. Gafil olanın ise ahirette olmadığı gibi, dünyada da izzeti yoktur. Sadece anlık izlenimler, anlık hayranlıklar, anlık bakışlar, anlık saygı ile yetinmek zorunda kalırlar.

 

“Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah'a aittir…”

Fatır 10

Demek ki bir sebepten insanların bizim hakkımızda dediklerini, bize karşı davranışlarını önemsiyorsak, şunu bilmeliyiz ki saygıyı-şerefi-şanı eşyalarla elde edemeyiz. Yaratılmışlar indinde izzet de imandandır. 


BU ANLAYIŞIN YERLEŞMESİ İÇİN BİR YOL:  EŞYALARIMIZA İSİM VERMEK

Peygamber Efendimiz (SAV) eşyalarına isim verirdi. Bunun akla gelen faydalarından biri, eşyalarımızın bizim parçalarımız olmadığı hakikatini bize hatırlatıyor olmasıdır… Bir şeye isim verdiğimizde onu kendimizden ayrı bir varlık olarak tanırız. İsmiyle hitap ettiğimiz her şey gibi, artık karşımızda bir muhatap olarak durur. Böylece o eşya, benlik alanımıza dahil edercesine sahiplendiğimiz bir şeyden, bizim dışımızda varolan, bizim dışımızda bir yazgısı olan bir nesneye dönüşür gözümüzde.

BU ANLAYIŞIN YERLEŞMESİ İÇİN BAŞKA BİR YOL:  İNSANLARI DEĞERLENDİRİRKEN DİRİLİŞ GÜNÜNÜ DÜŞÜNMEK

“Ey insanlar! Şüphesiz ki siz yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olarak Allah’ın huzuruna toplanacaksınız. ‘İlk defa yoktan var ettiğimiz gibi yeniden yaratacağız, bu va’dimizdir. Biz gerçekten bunu yapmaya muktediriz’
Enbiya 104

Diriliş günündeki çıplaklığımız, belki de varlık sınırımızın en net ifadesidir. Her birimiz aslında bir ruh ve onun elbisesi olan bir bedenden daha fazla bir şey değiliz. Eşyalarını üzerinden çıkarıp attığımızda herkes gerçek değeriyle baş başa…  Kendimize veya başka birine baktığımıza bu en yalın ve en gerçek hali görebilmeliyiz. 

Bu elbette ki kolay değildir; içimizde ve dışımızda bunu zorlaştıracak pek çok engel vardır. En azından, koskoca bir topluma karşı durmuş oluruz. Çünkü bizim içinde yaşadığımız toplum, birkaç paragraf önce tarif ettiğimize benzer bir toplumdur ve üzerimizde hafifsenmeyecek bir baskısı vardır. Ama şunu düşünebiliriz insanları değerlendirirken: Diriliş günü gelip de sura üfürüldüğünde, hepimiz yattığımız yerlerden kalktığımızda ve üzerimizden topraklarımız döküle döküle o toplanma yerine doğru yürümeye başladığımızda, kimlerle yan yana duruyor olmayı arzu ederdik? Belki kendisine özenip durduğumuz birini yanımızda hiç istemezdik? Belki dünyadayken “ne biçim giyinmiş” dediğimiz insanı arardık “ah onunla birlikte şu yöne ayrılanlardan olsam” diye.