Hepimiz Zenginiz
Eşyalarımızla Gerçek Zenginliği Kazanabiliriz
Yazara ulaşmak için
kalem@hepimizzenginiz.com
Ubuntu Condensed
Ubuntu
Georgia
Arial
A-
A+
A

Bismillahirrahmanirrahim

www.hepimizzenginiz.com © 2012 Her hakkı saklıdır.
Site içeriği kısmen de olsa izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz..
web tasarım ve programlama deSen

Eşya İnsan Yapısıdır, Ama Allah Lütfetmese Kul Yapamaz!

Göklerin, yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah'ındır.
O her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Maide: 120

Eşyanın tanımında “insan yapısı” ifadesini kullanıyoruz. Peki, bu “Allah yapısı”nın dışında bir şeyi mi anlatıyor? Varlıkları “Allah yapısı / kul yapısı” diye bir ayırabilir miyiz?!

Bugün pek çok teknolojik gelişme oluyor, pek çok inanılmaz alet yapılıyor. Örneğin:

Haptic Telexistence tarafından üretilen dokunma eldiveni (haptic glove) gibi ürünler sayesinde uzaktaki bir nesnenin yalnızca şeklini değil, sıcaklık ve dokusunu bile sanki elimizde tutuyormuş gibi hissedebiliyoruz.

Japonya’daki Akishima Laboratuarlarında geliştirilen makine ile “su üstüne yazı yazabiliyoruz”.

TDC’nin 1.4 milimetrelik kamera çipi gibi, bir kibrit ucundan daha küçük parçalarla, kütüphaneler dolusu bilgiyi çeşitli formatlarda kaydedebilir veya manipüle edebiliyoruz.
 
LOMAK’ın geliştirdiği ve ışıkla çalışan fare ile, sadece başımızı çevirerek, parmağımızı bile kıpırdatmadan sayısız işlem yapabiliyoruz.


Bunlar gibi başarıların, insanları tuhaf bir gurura sürüklediğini en azından televizyondan takip etmek mümkün. Yaptıklarını “meydan okuyucu” olarak görüyorlar. Ama akıl sahibi, bilmeli değil mi Allah’ın “yaratması” ile insanın “yapması” hiçbir zaman aynı kategoride olamaz!... Her şeyi Allah yaratmıştır ve O yaratmasında hiçbir şeye muhtaç değildir. O’nun ortağı veya benzeri de yoktur. Yarattıkları ise ancak O’nun lütufları sayesinde bir şeyler yapabilirler.

Ey insanlar bir misal verildi, şimdi ona iyi kulak verin! Haberiniz olsun ki sizin Allah'tan başka taptıklarınız bir sinek yaratamazlar, hepsi onun için bir araya gelseler bile!
Hac: 73

"Nelerdir bu lütuflar, bu rahmet eserleri" diye düşününce aklımıza gelen birkaç şeyi şöyle sıralayabiliriz:
 

  • Üretebiliyoruz çünkü; Allah bizi yeryüzünde halifeler yaparak (Fatır, 39) irade ortaya koymamıza müsaade etmiş. O müsaade etmese üretmeyi değil, nefes almayı bile başaramayız:

De ki: "Ben kendi kendime Allah'ı dilediğinden başka herhangi bir yarar ya da zarar sağlamaya malik değilim.
(Araf: 188)

  • Üretebiliyoruz çünkü; Allah bizi eşya yapabilmemiz için gerekli özelliklerle donatmış:

"Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah'tan başka onu size (geri) getirecek ilah kim?"
Enam; 46

Sadece bizi değil, Rabbimiz tüm yarattıklarına ihtiyaçlarına göre, görme, dokunma, merak etme, gözlemleme, hatırlama, sonuç çıkarma, adapte olma gibi yetenekler vermiş. Bir maymun veya akbaba taş ile yiyeceklerinin kabuklarını kırmayı öğrenebiliyorlarsa, bu O’nun verdiği yaradılış özellikleri sayesinde olabilir.


Biz ise bunların hepsine en üst seviyede mazhar olmuşuz. Allah bizi “en güzel biçimde yaratmış” (Tin; 4). Ayrıca bize, bu nimetleri idrak etmemiz için bilinç gibi araçlar da vermiş. Bunlar O Rahman ve Rahim olduğu için… O’ndan başka hiç kimse veya hiçbir şey buna muktedir değil.

Biz yaratılışımızdan gelen bu donanımlar sayesinde, yeryüzündeki gözle görülebilir tüm yaratılmışlardan çok daha üstün bir üretebilme kapasitesine sahibiz. Gökte uçmaya, denizler altında yüzmeye, dünyanın bize çok uzak bir köşesini uzaydan gözetlemeye, parmak uçlarımızla ve hatta parmağımızı bile kıpırdatmadan dev makineleri çalıştırmaya, gerçek olmayan şeyleri görmeye ve hissetmeye ve daha pek çok hayret verici işi yapmaya yarayan eşyaları üretebiliyoruz.
 

  • Üretebiliyoruz çünkü; Allah bize tüm varlıklarla ile ilgili, meleklerin bile bilgisinde olmayan şeyleri öğretmiş:

Allah Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin" dedi. Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin" dediler.
Bakara; 31,32

Kitabımız, atamız Adem (A.S.)’a varlıkların “isimlerini” Rabbimizin talim ettiğini, yani öğrettiğini bildiriyor. Burada geçen “isimler” bir kısım tefsircilere göre dil / lisan ile ilgiliyken, diğer bir kısmına göre “eşyanın duyguları, diğer bir deyimle o duygulardan oluşan ilmi suretlerdir… Her ne olursa olsun burada kati olan nokta Hz. Adem’e lisan öğretilmiş ve onun ilim ve kelam sıfatlarına mazhar kılınmış olmasıdır… (Bu ise) hilafetinin sebebidir.” (Elmalılı Tefsiri, Bakara Suresi 31. ayet, http://www.kuranikerim.com/telmalili/bakara1.htm)
 

  • Üretebiliyoruz çünkü; Allah dünyayı insanın eşya yapabilmesi için uygun olarak yaratmış:

Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır.
Casiye 13
Yeryüzünü size boyun eğdiren Allah’tır.
Mülk; 15

Zira üretmek için sadece gerekli kabiliyetlere ve bilgiye sahip olmak yeterli değil. En yetenekli usta bile malzemeler ve uygun çalışma şartları olmadan bir eşya yapamıyor.

Biz insanlar üretmek için hammaddeye ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü kendimiz yoktan bir şey var etmeye muktedir değiliz. Eğer dünya üzerinde işlenebilir maddeler; metaller, ağaçlar, toprak veya plastiğin ana maddesi olarak petrol bulamasaydık, bugün garanti olarak gördüğümüz hiçbir şey hayatımızda olmazdı.

İnsana istediği şeylerin hepsinden vermiştir. Eğer Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız.
İbrahim; 34

Evrendeki kanunlar da Allah’ın rahmetinin eserleri olarak, bizim dünyadan faydalanabileceğimiz şekilde konulmuş ve düzenlenmiş. Tüm insan yapısı şeyler bu kanunlara dayanarak ayakta duruyor. Su hep aynı sıcaklıkta kaynamasaydı, metallerin genleşme oranları sabit olmasaydı, maddeler moleküler yapıları korumasaydı, üretmek yine mümkün olmazdı.

Andolsun, size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!
Araf 10

O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
Bakara 29

Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.
Kamer; 49

 

Sadece bunlarla kalmamış, Allah doğayı bir öğretmen olarak da bize sunmuş. Çünkü hayal gücü ile donatılmış bile olsak, tamamıyla özgün ve hiçbir modele dayanmayan bir üretim yapabilmek kapasitemiz dışında. Sanat adına düşünebildiğimiz en tuhaf yaratıklar bile nihayetinde bize veya çevremizde gördüğümüz canlılara benziyor. Bunun en net örneklerinden biri “uzaylı” stereotipimiz. Onu düşünürken kendimizde en önemli gördüğümüz organları iptal edemiyoruz: Bizim düşünebildiğimiz tüm uzaylıların en azından gözleri var.

O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir.
Bakara 117

Yaptığımız eşyalarda da böyle. İnsanoğlu Mübdi olan, yani örneksiz ve yoktan yaratan Allah’ın, yarattığını taklitten öteye geçemiyor. Biz bilinçli veya bilinçsiz olarak, doğadan esinleniyoruz.

Bilinçli olarak doğadan ilham almak “biyo-nik” veya “biyo-mimetik” gibi çeşitli adlarla ilmi yerini almış. Çözemediğimiz her problem için doğaya döndüğümüzde, ondan fikir edinmemiz mümkün. Helikopterlerin böceklere, uçakların kuşlara benzemesi bu sürecin sonucunda oluyor.

Daha başka pek çok örnek de mevcut. Hızlı yüzmenin yolunu perdeli ayaklarda bulup paletleri üretmişiz mesela. Bir saniyede vücut uzunluğunun bir kaç katı yol gidecek, hızlı bir robot yapmak için ise hamamböceğini incelemişiz. (The Science Creative Quarterly, Ağustos 2004, Sean Kennedy, http://www.scq.ubc.ca/?p=321)



Görme özürlü kişilerin daha kolay ve güvenli bir şekilde hareket etmelerini kolaylaştırmamız gerektiğinde, bu konuda gayet başarılı olan yarasalara bakmışız. Böylece, ultrasonik sinyallerle öndeki, sağdaki ve soldaki yerden baş hizasına kadar herhangi bir yükseklikteki nesneleri algılayabilen UltraCane gibi ürünler ortaya çıkmış.
(http://www.soundforesight.co.uk/new/)


Bu örneklerin hepsinde, biz bilinçli olarak doğaya dönmüşüz. Ama bundan çok ama çok daha fazla sayıda örneği, farkında olmadan doğadan öğrendiklerimizle ilgili olarak verebiliriz. Biz onda ne gördüysek, bugün onu yapıyoruz. Duruş şekillerimizi değiştirmeyi hiç düşünmüyoruz mesela. Ayakta durmadığımız zamanların çoğunda, eski çağlarda bir kayanın üzerine oturduğumuz şekilde koltukların üzerinde oturuyoruz. Bu oturuş şeklini o kadar vazgeçilmez görüyoruz ki, aşağıdaki gibi ufak farklılıklar bile bize garip geliyor. İtiraf etmekten kaçamayız: bizim yaptıklarımız doğanın gizli veya açık taklitlerinden ibaret.



Yani; insan yapısı dediğimiz şey, Allah yapısının dışında değildir. Allah insana eşyanın bilgisini öğretmiş, ilmini artırması için imkanlar ve yetenekler vermiş, hammaddeleri sağlamış, bu hammaddeleri kullanabilmesi için kanunlar koymuş, örnek alsın diye modeller sunmuş, tasarlama ve uygulama becerileri vermiş ve bunları kullanmasına müsaade etmiş. Bunlar ve kim bilir daha bilmediğimiz hangi nimetler sayesinde biz eşyalar üretebiliyoruz.